Sanat İçin Bir Baba Yigit Yok mu?

Previos Post

Çok uzun zamandır, yazmak, çözmek istediğim bir problem var ama işlerden, nasıl yapacağımı, nasıl yapacağımı bilmediğimden bir türlü ilerleme kaydedemedim. Hem yazarak düşünmek, hem problemi anlatarak sizlerden yeni yollar kaydetmek acısından bu yazıya başlıyorum.

Önce problemi nasıl gördüğümü ve süreçlerden bahsederek başlayım. Turkcell Zeka Küpü projesi kapsamında Bilsemlerde eğitimler verdik, gittiğimiz okullarda 3 gün boyunca hocalar ve öğrencilerle bir aradaydık. O süreçte iş olarak neler yaptıklarımızı bu yazılarda anlattım.  O yazıda anlatmadığım ama beni çok etkileyen 2. bir olay oldu. Bilim Sanat merkezlerinin Sanat tarafı. Erzincanda beni kendilerine hayran bırakan onlarca resim ile karşılaştım. Ben çok sanattan anlamayan, esnetik duygular konusunda kendimi yetersiz bulduğumdan bu konular hakkında konuşmaktan da kaçınan biriyim. Ali Işıngör, Aydan Öksüz sayesinde bir miktar bilgi ve görgü sahibi olduktan sonra arada sırada sergilere gider, tabloların bende yarattığı duyguları anlamaya çalışırım. Halen bu konuda çok cahil olsamda yerli yabancı bir çok büyük esere doğrudan bakma fırsatım oldu. Nilgün Tamer’in Hız, Tan Taşçıoglunun Deli, Ipek X’in Renkler resimleri harici bende sahip olma isteğinin oluştuğu tablolar Erzincan’daki çocukların yaptıkları eserlerdi.

Merakıma yenik düşerek, Resim Hocası Burcu Hanımla bu tablolar üzerine konuşmaya başladım. Burcu Hoca hatırladığım kadarıyla yurtdışında bir süre eğitim görmüş, sonrasında Yüzüncü Yıl üniversitesinden mezun olmuş bir Ressamımız. Bilsemde çocukların üzerine düşmüş, hem yetenekleri gün yüzüne çıksın, hem çocuklara bir terapi olsun diyerek çocuklarla çokça ilgilenmiş( yanlış anlaşılma olmasın, işini çok severek kendinden katarak yapmış). Okul yöneticileri, Başta Sedat Bey olmak üzere bu çalışmaları mümkün olan heryere koymuşlar. Çocuklarda iyice şevklenip bahsettiğim o eserleri ortaya koymuşlar. Burcu hocayla konuşmamızı uzun uzun anlatmak istiyorum ama sizin için sıkıcı bir hal almaması için madddeler halinde özetleyeceğim.

  • Çalışmalar çok güzel olsada sadece hobi olarak kalıyor, malesef bu yeteneklerin büyük çogunluğu sanatçı olacakken doktor mühendis olmanın peşine Sınavlara hazırlanıyorlar.
  • Çalışmalar insanlara neredeyse gösterilemiyor bile, çok küçük bir azınlığın haberi oluyor.
  • Çocukların profesyonel bir sanatçıyla tanışma fırsatları yok.
  • Çocukların yaptıkları tabloları pazarlayabilecekleri bir pazarları yok.
  • Çocukların pazarları olmadığı için değerini bilecek, eleştirebilecek kimseleride yok.
  • Bilim Sanat merkezlerinin sanat tarafı malesef yeterince hareketli değil, genel olarak teoride kalmış.

Peki bu durumu nasıl değiştirebiliriz, bir kültürün gerçek kalıcılığı, büyüklüğü ve zenginliği sanattaysa neler yapılmalı?

Öncelikle bu şekilde çalışmaların duyurulması, gösterilmesi lazım. Eserleri iyi fotoğraflayıp bir andaç oluşturulmalı, bir portal üzerinden yayınlanmalı, yerel ve ulusal sanat galerinde bir süre sergilenmeli. Bu sergiler, siteler aynı zamanda bir pazar haline getirilmeli. Bu pazardan oluşan gelir bir vakıf aracılığıyla çocukların tecrübe edinmesi için İstanbul da Ankara da, yurtdışından sergi ve müze ziyaretlerine ayrılmalı. Profesyonel sanatçılarımız çocuklarla ilgilenmeli, tecrübelerini paylaşmalı, onlara eleştiri sunmalı. Bu sanatçılarımızın yanında staj, çıraklık eğitimi almalılar. Okullarımız, devletimiz ve halkımız ortaklaşa bir kampanya başlatarak bu kültürü göstermeli. Herkesin evinde en azından bir tablo (ikea harici) olmalı.

Peki bunları ve daha fazlasını nasıl yapabiliriz? Keşke Ömer Koç’u tanıyor olsaydım, bir toplantı alabilsem bu problem için yardım isteyebilseydim, keşke kültür bakanımızdan, Milli eğitim yetkilerinden ve olası başka sponsor ve galerilerle iletişim kurabilseydim. Koca ülkede geleceğimizi güzelleştiricek, hayatlarımıza bir fırça darbesi vuracak bir babayiğit yok mu?

Bu yazıyı yazarken aklıma Change.org geldi, fongogo geldi. Ne dersiniz en olmadı oralarda bir kampanya başlatsak omuz gelmez mi?

Previos Post Share Post :

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: